1 yıl geçti ama acılar hala taze

Elazığ'da geçtiğimiz yıl 24 Ocak'ta meydana gelen 6.8'lik depremin ardından yaralar sarılmaya çalışılırken şehirde, enkazdan saatler sonra kurtarılanlar ve yakınlarını kaybedenler o unutamadıkları günü anlattı.

<1 yıl geçti ama acılar hala taze



24 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde Elazığ'da 37, Malatya'da 4 olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetmiş, 25 binden fazla konut ise ağır hasar görmüştü. Elazığ'da depremden dolayı kent merkezinde Sürsürü Mahallesi'nde 1, Mustafapaşa Mahallesi'nde 2, Gezin köyünde 1 apartman çöktü. Çöken apartmanların enkazlarından saatler sonra ekiplerin canla başla çalışmasıyla kurtarılanlar ve yakınlarını kaybedenler o günü anlattı. Vali Erkaya Yırık yaptığı açıklamada şu ana kadar 3 bin konutun depremzedelere teslim edildiğini belirtti. 23 binden fazla ağır hasarlı konutun ise ne zaman yapılıp sahiplerine teslim edileceği belirsizliğini koruyor.

Ailesini kaybetti, kendi 12 saat sonra kurtarıldı

Depremde Gezin beldesinde hamile eşi ve oğlunu kaybeden, kendisi de enkaz altından 12 saat sonra çıkartılan Meriç Dişli, "Depremde ev yıkıldı. Oğlum 'baba beni kurtar' dedi. İnsan bir evladına elini uzatamaz mı. Patlama sesi geldi ve oğlum hayatını kaybetti. Eşim 'Miraç nasıl?' dedi. Ben de onu teselli etmek için iyi dedim. 'Belim belim' dedi. Dua okudu, kelime-i şehadet getirdi, vefat etti. Allah kimseye yaşattırmasın. 12 saat enkaz altında kaldım. Hep Allah'a dua ettim. Aklıma bin bir çeşit sorular geliyordu. Yani ölümle yaşam arasında ben nerede yanlış yaptım diyordum" dedi.

'Kızımı çıkartın, kızım yok'

Depremde kızını kaybeden ve kendisi de enkaz altından çıkartılan Hamide Bugdalı (63), "Bina çöker çökmez karanlık oldu. Yüzüme gözüme kum dolmuştu. Yüzümü sildim, göğsümde tuğlalar vardı. Onları attım ve bağırdım. Işık bir gidiyor bir geliyordu. Dışarıdan bir kalabalık ses geldi. Ben bağırdım, 'kimse yok mu, bizi kurtarın' dedim. Oradan komşum dedi ki, 'biz seni çıkartırız.' Dedim, kızımı çıkartın, kızım yok" ifadelerini kullandı. 

17 saat enkaz altında kaldı

Depremin enkazından 17 saat sonra çıkartılan 8 çocuk annesi 70 yaşındaki Hatun Yamış ise, "Depremde evdeydik. Odadan salona geçtim. Kızım da geldi. Oturmadan kızım 'anne deprem oluyor' dedi. Ben gittim kapıyı tuttum. Kızım da aşağı gitti. Ben kapıyı tuttum ve lambaya baktım. Elektrikler gitti. Kapıyı açayım dedim o sırada ne olduysa kendimi görmedim. Düştüm ne olduğunu bilemiyorum. Kızım aşağıdan bağırıyordu 'anne anahtar al' ben anahtarı nasıl alayım, karanlıktı. Bir kadının daha sesi geliyordu. Enkaz altında ağladık. Kızım bana ben de kızıma hakkımı helal ettim. 17 saat enkaz altında kaldık. Daha sonra beni çıkarttılar" diye konuştu.

'Tekrar depremler oluyor, korkuyoruz'

Mustafapaşa Mahallesi'nde yıkılan 5 katlı apartmanın enkazından 15 saat sonra kurtarılan Cengiz Çelik, "O gün enkaz altında 15 saat kalmışım. Enkazdayken benim yerim biraz daha hareketliydi. Büyük oğlumun eli sıkışmıştı. Küçük oğlumun koluna kütle düşmüştü ve onu çıkarttım. Büyük oğlumun elinden bayağı bir uğraştık çıkmadı. Eşim de, bizden biraz uzaktaydı. Sesi geliyordu ama onu göremiyorduk. 112 ile iletişime geçerek bizi bulmalarını sağladık. Komşularımızın sesi geliyordu. Birbirlerimize sakin olmalarını, bizi kurtaracaklarını söylüyorduk. Üst komşumuz Hatun nine, alt komşumuz Yüsra bebek ve annesi, onlara da seslenerek bizi kurtaracaklarını söyledik. Onları da 112'ye bildirdik" dedi. 

Eşi ve çocuklarıyla birlikte 15 saat sonra enkazdan çıkartılan Azize Çelik de, "Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Biz gördük rabbim hiç kimseye göstermesin. Tekrar depremler oluyor, korkuyoruz" ifadelerini kullandı.

Annesini kaybetti, kendi enkaz altında 16 saat kaldı 

Mustafapaşa Mahallesi'nde yıkılan 5 katlı apartmanın altında kalan kendi 16 saat sonra çıkartılan ve annesini o enkazda kaybeden Nazmiye Düşmez, "16 saat enkaz altında kalmak zor. Tüm ekipler geldi. Onların sesini duyuyorsunuz, sizin sesiniz onlara gitmiyor. Tesadüfen telefonum yanımdaydı ama sabah 06.00 gibi şarjı bitti. Yeniden bir hayata başladım. Orada olanlar o acıyı biliyor, gerçekten kurtulacak gibi değildi. Düşünün enkazın içerisindesiniz. Bir de artçılar devam ediyordu. O zaman sıcaklık eksi 17 civarındaymış. Allah'ın izni ile kurtuldum, onun dediği oluyor. Çıkartıldığınız an kendinizi yeniden doğmuş gibi hissediyorsunuz. 16 saat diyorsunuz ki bir daha mavi gök yüzünü, ağaçları, doğayı veya sevdiğiniz insanları bir daha göremeyeceğim" şeklinde konuştu.

Eşi ve çocuğunu kaybetti

Sürsürü Mahallesi'nde yıkılan binanın altında kalan 4 saat sonra çıkartılan, eşi ve çocuğunu kaybeden Hüseyin Civelek, "Deprem anında antrenin yarısına gelmeden duvarlar üzerimize çöktü ve tavan yıkıldı. O anda kıyameti yaşadık. Küçük çocuğum 'Baba kurtar, ölüyorum' diye bağırıyordu. Benim de üzerimde beton bloğu vardı, kımıldayamıyordum. Elimi uzattığımda hanımın eline dokundum ve nabzının gittiğini fark ettim. Sonra çocuğumun da nabzı gitmişti. Büyük oğlum da, 'Baba ölme' diye bağırıyor ama sesin nereden geldiğini bilmiyorum. Her yer toz, toprak ve soğuk. Uzun süre 'imdat' diye bağırdım ve sonra kurtarma ekipleri geldiler, yetiştiler. Allah, bir daha böyle afetleri göstermesin" ifadelerine yer verdi.

HABER MERKEZİ